HAKKIMIZDA REFERANSLARIMIZ SPASTİSTE UZAY TERAPİSİ TARİHÇESİ EVDE UZAY TERAPİ SİSTEMİ UZAY TERAPİSİ NEDİR? ÇOCUKLARIMIZ DİNAMİK VÜCUT ORTEZİ DİNAMİK EGZERSİZ KAFESİ PROPRİYOSEPSİYON VESTİBULER SİSTEM SEREBRAL PALSY NEDİR? BASINDA UZAY TERAPİSİ MAKALELER FOTOĞRAFLAR FAYDALI LİNKLER DETAYLI BİLGİ FORMU İLETİŞİM
HABERLER
DEV KAMPANYA: Ülkemizde yaygın olarak kullanılmaya başlanılan Uzay Terapi Sistemi ( 3C Metodu) için tüm özel eğitim kurumlarında kullanılması amacı ile yeni kapmaya başlatmış bulunmaktayız. Kampanya Bilgileri için. TEL: 0.541.541.2639(2011-10-03)
EĞİTİM PROGLAMLARIMIZ: Uzay Terapi Sistemi kurulu kurumlardaki Fizyoterapist arkadaşlara kurumlarında kurumların da eğitim programımız başlamıştır. TEL: 0.541.541.2639(2011-10-10)
ÇOK ÖNEMLİ DUYURU: Eğitimini vermekte olduğum uzay terapi sistemi ile ilgili olarak bazı sitelerde adım Eğitim Koordinatörü ve Eğitimci olarak tanımlanmakta. Bu kişilere ve sistemlerine ait herhangi bir eğitim vermemekteyim. Sadece tarafımızdan kurulumunu gerçekleştirdiğimiz sistemlerin eğitimini vermekteyiz. Önemle duyurulur.(2010-09-02)
AİLE BİLGİLENDİRME SEMİNERLERİ: Uzay Terapisi Sistemi konusunda oluşan yanlış bilgilendirmeleri önlemek amacı ile kurumların isteği doğrultusunda kurumsal seminerler verilmektedir. TEL: 0.541.541.2639(2011-10-10)
ÖNEMLİ UYARI: Eğitim almadan kurulan ürünler maalesef boş olarak kurumlarda yer işgal etmektedir. Bu sistem çocuklarımıza ve Fizyoterapistlere inanılmaz katkı sağlamaktadır. Sistemin düzenli ve çocuklara yararlı olması için kullanıcıları Fizyoterapistlerin eğitim alması gerekmektedir. Üzülerek görmekteyiz ki uzay terapi cihazı yüksek maliyetlerle alınmakta ve kullanılmamaktadır.(2011-10-10)
BARTIN’ IN en seçkin kurumu olan Bartın Özel Altan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde 21 - 22 / 04 / 2012 Tarihin uzay terapi ( 3C Metod) sistemi kurularak eğitimi verilecektir. Tüm Bartınlılar aile eğitim seminerimize davetlidir. Eğitimiz 2 günlük teorik ve pratik eğitimden oluşmaktadır. (2012-04-20)
SİTE İÇİ ARAMA
ÜYE GİRİŞİ
Epilepsi Nedir?

Tanımlama
Epilepsi, merkezi sinir sistemindeki nöron topluluklarının, değişik nedenlerle anormal elektiriksel boşalması sonucu ortaya çıkan tekrarlayıcı bozuklukları olarak tarif edilebilir. Epilepsi tek bir hastalık olmayıp farklı etkenlere bağlı bir septomdur.
Epilepsi oldukça sık görülen ciddi bir nörolojik durumdur. Muitipl seklerozdan 10 kat, motor nöron hastalığından 100 kat daha sık rastlanır. Febril Konvulsiyonlar hariç tutulduğunda toplumda prevelansı % 0.5-1 arasındadır. Çoğu çalışmada bu oranın erkeklerde kadınlara olanla hafifçe daha yüksek olduğu belirtilmiştir.

Hastaların yaklaşık % 60 ında tonik-klonik jeneralize (% 20 sekonder generalize nöbetler dahil), % 20 sinde kompleks parsiyel, % 12 sinde  mikst tonik-klonik ve parsiyel, % 3 ünde basit parsiyel ve % 5 inden daha azında absans,myoklonik ve diğer tip nöbetler görülür.
                        
Vakaların yaklaşık 1/3 ünde yılda birden daha az, 1/3 ünde yılda 1-12 nöbet ve geriye kalanında ise ayda birden fazla sayıda nöbet görülür.
Epileptik hastaların % 60 ından daha fazlasının ilave nörolojik, nöropsikolojik handikapları vardır. Bunlar öğrenme güçlükleri, davranış bozuklukları ve fokal nörolojik bulgular şeklindedir.
Tüm vakaların yaklaşık % 60 ında belirlenebilen bir etyolojik faktör yoktur, bunlar idiyopatik ve kriptojenik epilepsiler olarak adlandırılır. Bu vakalarda muhtemelen minör konjenital anomaliler ve pek çoğunda da genetik bir hastalık söz konusudur. Gelişen teknolojik imkanlar sayesinde zamanla idiyopatik epilepsilerin etyolojilerinin de açıklığa kavuşacağı ümit edilmektedir.
İngiltere'de erişkin yaş grubunda yapılan bir araştırmaya göre belirlenebilen etyolojik faktörlerde serebrovasküler olaylar % 15, serebral tümörler % 6, alkolizm % 6, post-travmatik veya post-enfeksiyöz nedenler % 3 ve diğer nedenler % 7 oranında yer almıştır.

Epileptik popülasyonda ölüm oranının epileptik olmayan popüulasyona göre 2-4 kat daha fazla olduğu görülmüştür. Mortalitenin daha çok çocuklar ve adölesan çağında, teşhisten sonraki ilk 10 yılda yoğunluk kazandığı dikkati çekmiştir. Epilepsisi olanlarda tüm ölümlerin yaklaşık % 5 inde neden kazalardır, intihar % 5-10, ani beklenmeyen ölümler % 5-15 oranındadır.
Epilepsi olayında yanlış tanı oldukça fazladır. Erişkinlerde histerik olaylar ve panik atakları gibi psikiyatrik durumlar, senkop, çocuklarda ise refleks anoksik durumlar ve breath-holding (katılma nöbeti) ataklar yanlış tanıya neden olabilirler. Gerçek epileptik nöbetler ani, genellikle dış etkenlerle induklenmeyen, her seferinde birbirine benzeyen hareketler ve/veya şuur kaybı ile birlikte olabilen, motor ve duyu semtomların eşlik ettiği klinik durumdur.
Her yeni teşhis edilen vakada en az bir standart elektroensefalografi (EEG), % 50 sinden, fazlasına da ikinci kez EEG kaydı gerekir. Özellikle parsiyel epilepsili hastalarda görüntüleme yöntemleri ile inceleme yapılmalıdır. Mezial temporal sklerozu olan epileptik hastalarda manyetik rezonans (MR) yöntemi, beyin tomografisine (BT) göre daha değerli bilgiler sağlar. Hayatının ilk bir yılında epileptik nöbetleri görülen çocuklarda metabolik tarama testlerinin (idrar-kan aminoasiti, amonyak, laktik-pürivik asit vb.) yapılması teşhis açısından çok önemlidir.
Epilepsi ile ilgili epidemiyolojik bilgilerimizi böylece tazeledikten sonra konu içinde sık geçecek bazı tanımlamaların yapılmasının ve daha sonra konunun detaylı olarak incelenmesinin yararlı olacağı düşünülmüştür.
 
Konvülsiyon: Yaygın veya lokalize, istemsiz, şiddetli, anormal motor hareketlerdir. Her konvülsiyon epilepsi olmadığı gibi her epileptik atak da konvülsiyonla seyretmeyebilir.
 
Senkop: Serebral anoksiye bağlı geçici bilinç kaybı durumudur.Beyin anoksisi uzun sürerse olay konvülsiyonla devam edebilir.
 
Havale: Halk arasında genellikle yenidoğan ve bebeklik döneminde ateşe bağlı bilinç kaybı ile beraber görülen tonik-klonik konvulsiyonlara verilen isimdir.
 
Sara: Halk arasında tonik-klonik tekrarlayıcı konvülsiyonlar için kullanılmakta olup, en çaresiz hastalık olarak algılanmaktadır. Bu nedenle sara deyimini kullanmaktan kaçınmalı veya ailelere gerekli ve yeterli açıklamalar yapılmalıdır. Genellikle epilepsi terimi ile eşdeğer.
 
Prodromal Bulgular: Nöbetlerden saatler ve günler önce ortaya çıkan mızıldama, iştahsızlık ve huzursuzluk gibi semptomlardır.
 
Aura: Nöbetten hemen önce hastanın hissettiği, değişik tipte nöronal boşalmaların anatomik lokalizasyonuna uyan anormal duygulardır. Epileptik fokusun yerini belirlemede yardımcı olabilir.
 
İktal Dönem: Nöbet anını ifade der. "Preiktal dönem" hemen nöbet öncesini, "Postiktal dönem" ise hemen nöbet sonrasını belirleyen dönemlerdir.
 
SINIFLAMA: Nöbetin klinik, anatomik, etyolojik ve elektroensefalografik sınıflamasının yapılması gerekir. Çünkü nöbet yalnızca bir semptomdur. Klinik sınıflaması olayın anatomik lokalizasyonuna ışık tutar. EEG ve diğer uygun labaratuvar yöntemleri ile olayın etyolojisi aydınlatılabilir.
Epilepside kesin tanı koymadan tedaviye başlamak her hastalık grubunda olduğu gibi başarısızlıkla sonuçlanır. Nöbetlerin gerçek olup olmadığı, klinik sınıflamada hangi gruba girdiği, etyolojisinin ne olduğu, nöbetin tipini    belirleyen    EEG    bulgusunun    doğru    değerlendirilip değerlendirilmediği, hangi anti epileptik ilacın hangi dozda verileceği sorularına cevap verildikten sonra tedaviye geçilmelidir.
Konvülsiyon ve epileptik olayları incelerken özellikle ilk nöbetin hangi yaşta ve şartlarda ortaya çıktığı (ateşli-ateşsiz, uykuda-uyanıkken, ağlarken), prodromal semptomların, auranın, provake eden faktörlerin varlığı ayrıntılı bir biçimde öğrenilmelidir. Nöbetin tarifi, süresi, sıklığı, tedaviye yanıtı, izlenim süresi bilinmelidir. Aile öyküsü, çocuğun gelişim basamakları, özgeçmişi detaylı olarak sorgulanmalı, fizik, nörolojik muayene ve gerekirse gelişimsel testler dikkatlice yapılmalıdır. Eğer olay ateşli konvulsiyon veya katılma nöbeti dışında ise EEG kesin tanı için gereklidir.
Epilepside pratik değeri nedeniyle en çok kullanılan sınıflama- klinik nöbet sınıflamasıdır.

NÖBETLERİN KLİNİK SINIFLAMASI:
1- Jeneralize konvulsiyonlar
ü       Tonik (yalnızca kas tonusunda artma-kasılma ile birliktedir),
ü       Klonik (ekstremitelerde açılıp kapanma hareketleri ile birliktedir),
ü       Tonik-klonik (grand-mal),
ü       Petit-mal (absans=bir anlık dalma, duraklama),
ü       Akinetik (kas tonusu kaybı, yere düşme),
ü       Myoklonik (ani sıçramalar)
 
2-Fokal konvulsiyonlar (parsiyel nöbetler)
          I.      Basit parsiyel nöbetler (şuur korunur)
ü         Motor semptomlarla (fokal motor, başın dönmesi ile versiv nöbetler) veya özel duyu ve somatosensori semptomlarla (Basit hallüsinasyonlar, karıncalanma, ışık çakmaları)
ü         Otonomik semptomlar veya belirtiler (yüzde kızarma, solukluk,epigastrik hassasiyet, terleme),
ü         Psişik semptomlar (deja vu, hayal dünyasında olmak, illüzyonlar ve hallüsinasyonlar). Bunları kompleks parsiyel nöbetlerden ayırt etmek güçtür.
         II.     Kompleks parsiyel nöbetler (şuur kaybı olur).
ü         Basit parsiyel başlangıcı şuur kaybı izler.
ü         Başlangıç şuur kaybı ile birliktedir.
        III.     Basit veya kompleks parsiyel nöbetleri sekonder generalize nöbetler izler.
 
3-Psikojenik epilepsi (non-epileptik fenomenler)
Hastanın hikayesi alınırken aşağıda sayılan etyolojik faktörlerin detaylı olarak sorgulanmasının doğru tanı koymada ve az sonra anlatılacak olan uluslararası sınıflandırmada nöbetlerin septomatik mi yoksa idiyopatik mi olduğuna karar verilmesinde büyük yararı olacaktır.
 
EPİLEPTİK NÖBETLERDE ETYOLOJİ:
1-Prenetal faktörler       
  1. Genetik geçişli epilepsiler (JME, OD frontal lob epilepsisi)
  2. Metabolik,dejeneratif hastalıklar (PKU, NCL)
  3. Konjenital yapısal anormallikler
*Nörokütanoz sendromlar
*SSS i maldevelopmanı (porensefali, giral anormallik vs.)
  1. İntrauterin enfeksiyonlar (TORCH grubu hastalıklar vb.)
  2. İntrauterin anoksi (radyasyon, toksemi, diabetes mellitus vb.)
2-Perinatal faktörler
1.       Hipoksi
2.       Enfeksiyon
3.       Sarılık (nadiren epilepsi sebebidir)
4.       Prematürite
3-Postnatal faktörler
  1. SSS inin primer enfeksiyonları (bakteriyel, viral, fungal)
  2. Kafa travması
  3. İntrakramal kanamalar (K avitaminozu)
  4. Serebrovasküler olaylar
  5. Hipertansif ensefalopatiler
    *Toksik,allerjik,
    *Metabolik
  1. Hiperpireksi (febril konvulsiyonlar)
  2. Anoksi
  3. Elektrolit imbalansı
  4. Hipokalsemi, hipoglisemi, hipomagnezemi, pridoksin eksikliği
  5. Pridoksin bağımlılığı
  6. Tümörler
Epilepsilerin ve epileptik sendromların sınıflandırılmasında halen kullanılmakta olan iki büyük kriter vardır.
  1. Jeneralize epilepsilerin parsiyel veya fokal epilepsilerden ayırdedilmesi
  2. Etyolojisi bilinen epilepsilerin (semptomatik   veya   sekonder epilepsi)   nedeni belirlenemeyen epilepsilerden (idiyopatik veya primer epilepsi) ayırdedilmesi.               
İdiyopatik epilepsiler altta yatan bilinen bir nedenin olmadığı muhtemelen herediter bir predispozan faktörün bulunduğu epilepsilerdir. Semptomatik epilepsiler ve sendromlar ise bilinen veya şüphenilen bir santral sinir sistemi hastalığı sonucu oluşan epilepsilerdir. Bu kriterler ve anatomik lokalizasyon göz önünde bulundurularak Uluslararası Epilepsi ile Savaş Derneği (intemational League Against Epilepsy-ILAE) 1989 yılında epilepsi ve epileptik sendromların sınıflandırılmasını yeniden düzenlemiştir. Tüm epilepsi terminolojisine sahip olabilmesi açısından oldukça önemli olan bu sınıflandırmada değişik subgrublar içeren üç büyük epilepsi türü vardır.
 
Epilepsi ve Epileptik Sendromların ILAE ye göre Sınıflanması (1989)
l. Lokalizasyona bağlı (fokal veya parsiyel) epilepsiler
·          İdiyopatik: Başlangıç yaşı göz önüne alınarak değerlendirilen epilepsiler örn: Benign rolandik epilepsi
·          Semptomatik:   
   -Epilepsia parsiyalis kontinua gibi çok nadir sendromlar
   -Nöbetin kaynaklandığı anatomik bölgeye göre semptomları değişen fakat etyolojisi belirlenemeyen epilepsiler (temporal lob epilepsisi, frontal lob epilepsisi, parietal lob epilepsisi)  
·         Kriptojenik:   
   -Yukardakiler gibidir ancak etyolojisi gösterilememiştir.
2.Jeneralize epilepsiler
·         İdiyopatik, benign neonatal konvulsiyonlar, çocukluk ve jüvenil absans epilepsisi, jüvenil myoklonik epilepsi.
·         Semptomatik,
   -Spesifik olmayan etyolojilere bağlı çok nadir sendromlar. Örn:
Erken myoklonik ensefalopati
   -Önemli bulgusu epilepsi olan spesifik sendromlar. Örn: Lafora body hastalığı.
  • Kriptojenik
     -Etyolojisi farzedilen ancak kesin olarak gösterilemeyen Lennox-Gastaut Sendromu.                      
3.Fokal veya jeneralize olup olmadığı belirlenemeyen epilepsiler.
4.Özel durumlar
   -Febril nöbetler ve metabolik bozukluklara bağlı nöbetler. Örn:Alkol.
 ,
JENERALİZE EPİLEPSİLER:
Tüm epilepsi vakaları içinde jeneralize epilepsilerin yeri % 40-60 olarak bulunmuştur. Jeneralize tonik-klonik nöbetlerin prevelansı erkek çocuklarda kızlara göre daha yüksek iken (1.8/ 1.6), absans türü nöbetler kızlarda daha fazladır.
Çocukluk çağındaki idiyopatik jeneralize nöbetlerde hastanın psikomotor gelişmesinin, nörolojik, laboratuvar ve radyolojik muayenelerinin normal olması beklenir. Nöbetler kısa süreli bilinç kaybı, bazen jeneralize tonik, klonik, tonik-klonik, myoklonik veya atonik özelliklerle karakterizedir. Bu nöbetler çoğu kez spontan olarak, bazen de hiperventilasyon veya ışık uyaran ile aktive olurlar. Jeneralize epilepsiler grubuna giren non-konvulsif nöbetlere örnek absans tipi ani ve kısa süreli, duraklama ile kendisini gösteren nöbetlerdir. Primer jeneralize nöbetlerin ortalama % 15 ini absans nöbetleri geri kalanını grandmal nöbetler olarak isimlendirilen tonik, klonik, tonik-klonik nöbetler, az bir kısmını da myoklonik ve atonik nöbetler oluşturur. Bu nöbetlerin en sık görülenleri bazı özellikleri ile birlikte açıklanmıştır.
 
JENERALİZE TONİK-KLONİK NÖBETLER (GRAND-MAL)
YAŞ              :Herhangi bir yaşta
SÜRE           :1-3 dakika
SEMPTOMLAR:Başlangıçta bazen ağlama, kas tonusu kaybı (düşme), soluk tutma, tonik, klonik kasılma, gevşeme ve ardından uyuma.
İKTAL EEG       :Sıklıkla kas artefaktı oluşur.
ÖZEL DURUMLAR :Dil ısırma ve idrar kaçırma olabilir.
 
ABSANS (PETİT-MAL)
YAŞ              :Çocukluk ve adölesanda           
SÜRE           :Kısa 30 saniye
SEMPTOMLAR :Ani şuur kaybı İle birlikte boş bakma, duraklama
İKTAL EEG      :Bilateral 3 Hz lik (2-4Hz) diken-yavaş dalga
ÖZEL DURUMLAR:Uzun süren nöbetlerde dudak emme, çiğneme, el yordamı ile arama gibi otomatizmalar olabilir.
 
MYOKLONİK NÖBETLER             
YAŞ             :Çocukluk ve adölesanda
SÜRE           :1-5 saniye
SEMPTOMLAR   :Kol ve bacaklarda ani sıçramalar
İKTAL EEG      :Multipl diken-dalga, diken dalga ve yavaş dalga
ÖZEL DURUMLAR:Genellikle arka arkaya oluşur.
 
ATONİK NÖBETLER (ASTATİK)
YAŞ        : Bebeklik ve çocuklukta
SÜRE     : Birkaç saniye
SEMPTOMLAR :Ciddi kafa travmalarına yol açabilen ani kas tonusu kaybı (şiddetli yere düşme, baş düşürme)
İKTAL EEG   :Multipl diken dalga veya düşük voltajlı hızlı aktivite
Paroksismal fenomenlerin tanısında ve tedavinin yönlendirilmesinde EEG nin yeri diğer laboratuvar metotlarının önünde gelmektedir, ideal bir   EEG   çekiminin   uyanıklık,   hiperventilasyon,   mahmurluk (drowsiness), uyku, fotik stimulasyon periyodlannı içermesi gerekir. Primer jeneralize epilepsilerde "Manyetik Rezonans" (MR), "Beyin Tomografisi" (BT), "Single Photon Emission Computerise Tomograpy" (SPECT), "Positron Emission Tomography" (PET) ile kaydadeğer bir morfolojik veya metabolik değişikliğe rastlanmamıştır. Sekonder jeneralize epilepsilerde ise etyolojiye göre yapısal veya metabolik değişiklikler görülmüştür.
Jeneralize epilepsilerde prognoz etyoloji ile yakından ilişkilidir. İdiyopatik vakalarda prognozun semptomatik jeneralize epilepsilere göre daha iyi olduğu söylenebilir. Buna karşılık miyoklonik epilepsilerin bir kısmında, atonik ve akinetik nöbetlerde (West Sendromu Lennox-Gastaut Sendromu maling myoklonik ensefalopatiler) prognoz, mortalite ve morbitide yönünden oldukça ağırdır. Tipik absans nöbetlerinde ise prognoz oldukça iyidir. Jeneralize epilepsi vakalarının 1/3 i EEG normale döndükten ve tedavi kesildikten uzun bir süre sonra tekrar nöbet geçirebilirler.
PARSİYEL EPİLEPSİLER:
Lokalizasyona bağlı epilepsi ve sendromlar; bulgular veya semiyolojik yönden nöbetin lokalize bir kaynağı olduğunu gösteren epileptik hastalardır. Lokalizasyona bağlı epilepsilerin semptomatik grubunun çoğunda epileptojenik lezyon serebral hemisferin bir bölgesinden kaynaklanır ve bu grupta yer alan temporal, frontal, parietal ve oksibital lob epilepsilerinin klinik ve rutin EEG özelliklerinden basit ve kompleks parsiyel nöbetler başlığı altında kısaca bahsedilecektir. Parsiyel nöbetler; şuur kaybı olmadığı zaman basit, şuur kaybı olduğu zaman kompleks olarak tanımlanır. Basit parsiyel nöbetler kompleks parsiyel nöbetlerin içine girebilir ve bunların her ikisi de sekonder generalize nöbete dönüşebilir. Basit veya kompleks parsiyel nöbetlerin kaynaklandığı anatomik bölgeye göre (temporal, frontal, parietal ve oksibital) klinik belirtileri ve EEG bulguları değişkenlik gösterir.
 
Basit Parsiyel Nöbetlerin Klinik Önemi: Basit parsiyel nöbetler epilepsili hastaların % 10'unda görülür. Hafif rahatsızlık hissi, duyu otonomik ve psişik semptomlar iktal deliller olarak tanımlanabiir. Medikal tedavinin basit parsiyel nöbetleri kontrol edebilme derecesine ait veriler yoktur çünkü sıklıkla bunların tedavisi gerekmez. Basit parsiyel nöbetlerin teşhisi altta yatan nedeni aramak ve ilerleyici bir lezyonun olmadığını göstermek açısından önemlidir. Bu nöbetler kısa süreli ve aralıklı gözlenen nöbet özellikleriyle dirençli belirtileri olan diğer nörolojik veya psikiyatrik hastalıklardan ayıredilebilir. Ancak nöbetler günler ve haftalarca sürdüğü zaman ayırıcı tanıda problem olabiir. Tekrarlayıcı epileptik halüsinasyonlar çoğunlukla işitseldir ve izole seslerden oluşur. Epileptik hastalar hallusinasyonlarınım gerçek olmadığının farkındadır, oysa psikotik hasta bunun farkında değildir.
Altta yatan nedenin tespiti, tedavinin yönlendirilmesi açısından önemlidir. Eğer hasta rahatsız olmuyorsa ve günlük hayatını etkilemiyorsa basit parsiyel nöbetlerin tedavisine gerek yoktur. Tekrarlayan basit parsiyel nöbetlerin beyin fonksiyonlarında ilerleyici değişikliklere sebep olduğuna veya daha sonra kompleks parsiyel veya sekonder generalize nöbetlere dönüştüğüne dair klinik deliller yoktur. Basit parsiyel nöbetlerin kendiliğinden düzelmesi söz konusu değildir.
 
Kompleks Parsiyel Nöbetler: Şuur kaybı ile birlikte olan bütün parsiyel nöbetler kompleks olarak adlandırılır. Nöbet tiplerinin çocuk yaş grubunda % 20-40 ı, yetişkinlerde % 55 den fazlası kompleks parsiyel nöbetlerden oluşur.Tipik kompleks parsiyel nöbetlerin çoğunun kaynağı bir mezial temporal lobdaki epileptojenik odaktır.
 
Kompleks parsiyel nöbetlerin klinik önemi: İnsidans ve prognoz çalışmaları tipik ve atipik kompleks parsiyel nöbetler arasında ayırım yapmaz fakat cerrahi rezeksiyon düşünülen hastada ayırıcı tanı önemlidir. Kompleks parsiyel nöbetler epilepsili hastaların yaklaşık % 40'ında görülen nöbet tipidir. Diğer nöbet tiplerine göre daha yüksek oranda tıbbi tedaviye direnç göstermeye meyillidir. Çeşitli raporlara göre remisyon hızları % 20-60 arasındadır ancak sentro-temporal dikenli beging çocukluk epilepsisinde bu oran daha yüksektir. Remisyon sonrası relaps riski büyüktür.
Tipik kompleks parsiyel nöbetler elektrofizyolojik olarak mezial lezyonu ya da mezial temporal loba yayılımı gösterir. Tıbbi ve cerrahi tedaviye cevabın, prognozun belirlenebilmesi açısından iktal başlangıcın kesin lokalizasyonu önemlidir.
Lokalizasyona bağlı nöbetlerin yukarda anlatılan klinik görünümlerinin özeti tablolar halinde sunulmuştur.
 
TEMPORAL LOB PARSİYEL EPİLEPSİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
İnsidans: Yaygındır, bütün epilepsilerin % 40 ından fazlası.
Sıklık: Sıklıkla ayda birkaç kez, nadiren günde birkaç kez.
Süre: Genellikle dakikalarla ölçülür. Tipik olarak 2-5 dakika(ort. 1-30 dakika), nadiren 1 dakikadan kısadır.        
Aura: Yaygındır, hastaların yaklaşık % 80 inde görülür. Visseral hassasiyet (epigastrik-torasik huzursuzluk).
İktal-postiktal faz: Başlangıç genellikle progressif gelişir, devam eder ve tedrici iyileşme olur. İktal faz 1-2 dakika içinde geçer. Postiktal faz tipik olarak daha uzundur.
Şuur:Genellikle frontal veya kontralateral medial temporal loba yayılıncaya kadar hafif bir bozulma, sonra daha belirgin bozumla. Duraklama/donuk bakış=Nö betlerin % 30-50 sinde ilk objektif belirtidir.
Otonomik değişiklikler:Nöbetin daha sonraki safhasında yaygındır fakat ilk farkedilebilen işaretlerdendir.
Otomatizmler:Başlangıçta basittir, sterotiptir, oroalimenter tipi çok yaygındır, postiktalde reaktif otomatizmler görülür.
Motor aktivite:Fokal tonik, genel artmış kas tonusu (rijidite)
Postikal:Konfüzyon, disfazi, parsiyel cevapsızlık, tedrici geri dönüş.
Hafıza:Aurayı hatırlayabilir, fakat objektif nöbete karşı amneziktir.
 
FRONTAL LOB PARSİYEL EPILEPSİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
Motor belirtiler: Fokal tonik/klonik, asimetrik tonik/adversif postür, generalize tonik-klonik, kompleks bilateral bacak ve kollarda motor otomatizmler.
Parsiyel nöbetler:Kısa ve sıktır.
*Ataklar sıktır, sıklıkla günde birkaç kez (ayda 50 kez ve üstü) kluster tarzında olur.
*Kısa nöbetlerdir, yaklaşık 30 sn de geçer.
*Aniden başlar ve sonlanır, çok hafif bir postiktal konfüzyon olur.
*Belirgin kompleks yan maksatlı motor otomatizmler (seksüel otomatizmler) olur.
* Zorlamalı ses çıkartma olur.
* Sık ve genellikle spesifik olmayan uyaranlar olabilir.
*Kompleks parsiyel status epileptikus sıktır.
*Garip ataklar genellikle histeri gibi yorumlanırlar.
*Her hasta için nöbet sterotipi vardır.
 
OKSİPİTAL LOB PARSİYEL NÖBETLERİNİN  GENEL ÖZELLİKLERİ
*Elementer visuel hallusinasyonlar.
*İktal körlük (total veya parsiyel)
*Tespit edilebilir bir hareket olmaksızın gözlerde çekilme ve hareket hissi.                                     
*Genellikle karşı tarafa doğru gözlerde deviasyon.
*Hızla zorlu göz kapama veya göz kapaklarında titreme.
*Gözlerde klonik (okuloklonik) hareket.
 
PARİETAL LOB PARSİYEL NÖBETLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
*Karıncalanma, elektriklenme hissi.
*Genellikle el, kol, bacak, yüz gibi geniş kortikal bölgeler tutulur.
*Non-dominant hemisferde deşarjları olanlarda bükülmelerle giden metomorfozi, kısalma
*Vücudun bir parçasını yok gibi hissetme.
*Ciddi vertigo ve yer oryantasyon bozukluğu.
*İyi lateralize olmuş genital hassasiyet:
 
EPİLEPSİ TEDAVİSİ:
Bazı nöbet tiplerinde daha etkin antiepileptikler bulunmasına rağmen henüz tam bir başarı elde edilememiştir. Epilepsinin nedeni tam olarak ortaya çıkarılamadığından uygulanacak tedavinin nedeni ortadan kaldırmak yerine nöbetleri önlemeye yönelik olacağı da açıktır.
 
Antikonvülzan ilaç başlanacak hastaların seçimi: Detaylı hikaye, mümkünse nöbetin gözlenmesi veya aile tarafından çok iyi tariflenmesi, rutin EEG, uykusuzluk sonrası uykuda elde edilen EEG ve uzun süreli EEG-video monitorizasyon yöntemlerinin kullanılarak epilepsi tanısının kesinleştirilmesi tedavi sonucunu belirleyecek en önemli etkenlerdir. Böylece uygun ilaç seçimi yapılabilecek, ayrıca migren, senkop, konversiyon veya simulasyon, baş dönmesi atakları, nefes tutma nöbetleri ve mastürbasyon gibi epilepsi benzeri durumların ayrılması gereksiz ilaç kullanımını engelleyecektir. Epilepsi şüphesi olan hastalarda tedaviden tanıya gitmenin yeri olmadığından kesin tanı konulmadan antikonvülzan başlanmamalıdır.
 
Highslide JS
Highslide JS
Highslide JS
  • •  Duyusal Entegrasyon Yetersizliği
  • •  Botulinum Toksin
  • •  Epilepsi Nedir?
  • •  Ataksik Tip CP'de Rehabilitasyon Yaklaşımları